Süt Tozu
04 Ağustos 2022 11:32

      Tartılmak ya da basküle çıkmak; eskilerin tabiri ile kilomuzu öğrenmek. Modern yaşantının getirisi ile haftada bir iki gün tartılır olduk. Sürekli ödem tuttum, zayıfladım, şişmanladım demeye başladık. Bedenin işleyişini bu şekilde olduğunu düşünsenize hemen kilo alıp hemen kilo verdiğini tabi ki bunun mümkün olmadığını tahmin edersiniz. Basit bir soğuk algınlığı geçirdiğinizi varsayalım bedenin toparlanma ve kendi gelme süresi ortalama yedi-on beş gün olduğu tahmin edilir. Yediklerimizin hemen bize kalıcı kilo almak ya da zayıflama olarak dönmesi mümkün olmadığını buradan anlayabiliriz. Lakin gelişen teknoloji ile ileri gittiğimizi düşünsek de aslında gerilediğimizi gün be gün görmekteyiz. Her gün tartılmak, hafta bir-iki gün yağ ölçüm makinasına çıkmak, yağ oranımızın üzerinden bütün hayatımızı değiştirmek bunların tamamı sizleri tek bir sistem içerisine yerleştirip ilerletmek için oluşturulmuş koca bir dünya.

      Oluşturulan bu dünyada bedenlerimizi tanımak ve tanımlamak için yola çıktığımız algısı dayatılmaktadır. Bizlerde buna inanmak durumundan kalıyoruz sebebi sorgulamadan şüphe etmeden balıklama atlıyoruz. Ne zaman farkına varıyoruz tabi ki sağlımız ile imtihan olduğumuzda, acı ile karşı karşıya kaldığımızda. Bizleri önce kilo aldınız, verdiniz, böyle ya da şöyle bir bedende yaşamak sizleri mutlu hissettirmiyor diyerek büyük bir yalan bolunu oluşturarak kandırılmamız sağlanıyor. Olgularımızın yerine algılarını yerleştirdikleri için görüş alanımız kısıtlanıyor ve git gitgide kapanıyor. Unutmamalıyız ki her yediğimiz besinden yaptığımız her egzersizden sorumluyuz. O haldeyse bizlere verilen besinleri ve egzersizleri sorgulamalı şüphe etmeliyiz. Bedenlerimizin içinde yaşayanlar bizleriz. Bunun bilincinde olarak hareket etmek mecburiyetindeyiz. Bugün ülkemizde yaşayan her iki insandan birinin laktoz intoleransı olduğu öngörülüyor. Hatta ilginç bir araştırma sonucuna göre Avrupalılarda %5-17, Amerikalılarda %44, Asya ve Afrikalılarda %60-80 oranında laktoz intoleransı hastalarına rastlanmaktadır. 1 Bunların sebebinin dedelerimizin nenelerimizin süt tozu ile çocuklarını yetiştirdiklerini, yetişen o çocukların anne babalarımız olduklarını unutmamalıyız. Süt tozu ile başlayan bu serüven artık günümüzde soya, badem, laktozsuz süt olarak devam etmektedir. Gelişen dünya ile ilerleyen teknolojide bedenlerimizin daha ileriye gitmesi ve daha sağlıklı olması beklenmez miydi?

      Sizce sonuç böyle mi oldu? Daha sağlıklı, sıkı görünüşlü, güçlü bedenlere mi sahip olduk. Yoksa gittiğimiz hastanelerde yüzlerimize bakılmadan sadece ellerde ki birer kâğıt parçası ve yine ellerimizde on iki haneli reçete numarası mı? Bu ve buna benzer yazılar ile amacımız ufak bir aydınlanma sağlamak. Ufacık bir kıvılcım yanmasına vesile olabilirsek ne mutlu bizlere. Sorgulayacağınız sağlıklı bir hafta olması dileğiyle, esen kalın.

1 https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/laktoz-intoleransi-nedir Erişim Tarihi:31.07.2022