1968 Olimpiyatları ve İnsan Hakları
21 Şubat 2022 09:24

      Sporun tarihi hakkında bilinmesi gerekenler ya da günümüze uyarlaması ile işimize yarayan kısmı nedir? Bu yazımızda üstten bakan bir bakış ile, anlaşılması zor akademik bir dil kullanarak hem sizleri yormamak hem de aktarmak istediğimiz bilgileri yalın, akıcı ve basit bir dille siz değerli dostlarımızla paylaşmak istiyoruz.

      İnsanoğlunun varoluşu ile hareket de var olmuştur. Spor ile ilgili daha önceki yazımızda belirttiğimiz gibi; hareket bütünün sistemine verilen isim, hareketler-egzersizler ile eğlenmek ve yarışmak için yapılan organizasyonların genel adıdır. Siz değerli okuyucularımıza spor tarihinin başlangıcı ilk olimpiyat, ilk spor branşları gibi internetten çok kolay erişebileceğiniz bilgiler vermek istemiyoruz. Ufak kıvılcımlar ile bir aydınlanma yaşamanızı temenni ederek devam edelim. Sporun geçmişinden günümüze her zaman bir araç olarak kullanıldığı aşikârdır. Arenalarda izleyicilerin duygularına, kralların, aristokratların keyif ve isteklerine göre kimi zaman kitleleri yönetmek için, kimi zaman ülkelerin güç gösterisinde bulunmak için kullanıldığı olgular haline geldi. Bu listeyi uzatabileceğimiz gibi sporun kuvvetli ve dikkat çekici bir araç olduğu aşikardır.

      Zamanın ilerlemesi bireyselliğin ön plana çıkması ve özgürlüğün yalnızlık ile harmanlanması sonucu spor da bu durumdan nasibini alarak bambaşka bir hale evrildi. Günümüzde spor tamamı ile popülarite, görsellik temelleri üzerine doğru kaydırılmıştır. Gücün, dayanıklılığın, esnekliğin, estetik görünmenin önemi giderek kaybolmakta, daha büyük göğüsler, şişmiş kollar, hacimli kalçalar gibi akla mantığa sığmayacak istekler uzayıp gitmektedir. Estetik görünümün altını sağlık endüstrisi-büyük şirketler satış-pazarlama yaparak “bir operasyonda yağlarınızdan kurtulun, hacimli kalçalar için en iyi kalça protezi” gibi vaatlerle bedenlerinizin kontrolünü kaybetmemizi sağlıyor.

      Müsabakalarda birinciliğin, ikinciliğin, üçüncülüğün önemli olmadığının, kürsüye çıkmanın dereceler değil değerler olduğunu gösteren en güzel örneklerinden biri; 1968 Meksika Olimpiyatlarında 200 metre atletizm yarışmasında birinci olan Tommie Smith ve üçüncü olan John Carlos’un kürsüdeki protestosudur. Tommie’nin sağ eline, John’un sol eline giydikleri siyah deri eldivenler ve ayakları çıplak bir vaziyette çıktıkları kürsüde ABD marşı okunduğu sırada ellerini yumruk yaparak o dönem yaşanan insan hakları ihlallerine karşı duruşlarını gösteren protestodur. Yarışmada ikinci olan Avustralyalı Peter Norman'da her üç atletin göğüslerine taktıkları insan hakları rozeti ile bu protestoya destek vermiştir. O dönem yaşanan bu protestolar insan hakları mücadelesinin simgesi haline geldi. Sporun değerini 19.83 saniye ile hem dünya rekoru kıran hem 200m birincisi olan aynı zamanda 68 olimpiyatında ki protestosu ile hafızalara kazınan Tommie Smith’in şu cümlesi ile bitirelim.

      “Eğer kazanırsam, ABD vatandaşı olarak kazanıyorum, siyahi bir Amerikalı olarak değil. Eğer kazanamazsam veya kötü bir şey yapsam hemen zenci oluyorum onlar için. Biz siyahiyiz ve siyahi olmakla gurur duyuyoruz. Bu akşam burada ne yaptığımızı siyahi Amerika çok iyi anlıyor, bundan eminim.”

      Esen kalın, iyi pazarlar.